Okunma Sayısı : 263
Son günlerde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde yaşanan gelişmeler, kamuoyunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Açıkçası nereden başlasak bilemedim… Çünkü konuşulan iddialar da, yaşanan gelişmeler de öyle sıradan meseleler değil.
Üniversiteler; liyakatin, adaletin, bilimin ve şeffaflığın merkezi olmak zorundadır. Ancak son dönemde SDÜ’de yaşananlara baktığımızda kamuoyunun aklında oluşan soru oldukça net:“Üniversitede kişiye özel kadrolaşma mı yapılıyor?”
Hatırlarsanız süreç, özel kalem müdürünün eşinin özel kadrosuyla tartışmalar başlamıştı.
Ardından üniversite içerisinde bazı görevlendirmeler, kadro iddiaları ve yönetimsel kararlar şehirde yüksek sesle konuşulmaya başlandı.
Son olarak ise Eğirdir Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu üzerinden açıldığı öne sürülen kişiye özel kadro ilanı ve ardından gelen iptal kararı gündeme bomba gibi düştü.
Şimdi burada herkes aynı soruyu soruyor:Madem her şey usulüne uygundu, neden iptal edildi?
İşte kamuoyunun cevap beklediği en önemli soru tam da bu…
Üniversiteler şahıslara göre değil, ihtiyaçlara göre kadro açmalıdır.
Eğer bir ilan hazırlanırken belirli bir kişiyi tarif eden kriterler yazılıyorsa, bu durum toplum vicdanını rahatsız eder.
Çünkü gençler yıllarca emek veriyor, akademisyenler alın teri döküyor, insanlar sınavlara hazırlanıyor.
Sonra ortaya çıkan “kişiye özel ilan” iddiaları, sisteme olan güveni zedeliyor.
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri güvensizliktir.
İnsanlar artık hakkıyla bir yere gelebileceğine inanmak istiyor. Üniversiteler ise bu güvenin en güçlü kalelerinden biri olmak zorunda.
Öte yandan şehirde konuşulan bir
başka konu daha var…
ISUBÜ Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Çatal’ın geçtiğimiz günlerde Kurban Bayramı dolayısıyla personelle bayramlaşma programı gerçekleştirmesi dikkat çekti.
Elbette bayramlaşmak güzel bir gelenektir. Ancak Amerika’dan paylaşılan fotoğraflar da şehir gündeminde geniş yankı uyandırdı.
Şimdi kimse yanlış anlamasın…
Kimsenin özel hayatına ya da seyahatine söz söylemek doğru değildir. Ancak kamu görevinde bulunan isimlerin attığı her adımın toplum tarafından yakından takip edildiği de bir gerçektir.
Çünkü bu şehir artık daha fazla şeffaflık istiyor.Daha fazla adalet istiyor.Daha fazla liyakat görmek istiyor.
Üniversiteler, siyasetin ya da kişisel ilişkilerin değil; bilimin ve emeğin yuvası olmalıdır.
Eğer şehirde sürekli kadro tartışmaları konuşuluyorsa, burada dönüp aynaya bakmak gerekir. SDÜ de, ISUBÜ de bu şehrin markasıdır. Bu kurumlar sadece birkaç yöneticinin değil, Isparta’nın tamamının ortak değeridir.
Bugün susulan her tartışma, yarın daha büyük sorunları beraberinde getirir.
O yüzden kamuoyunun beklentisi nettir: Şeffaf olun. Açıklama yapın. Toplumun vicdanını rahatlatın.
Çünkü bu şehir her şeyi görüyor.
Ve artık herkes aynı soruyu soruyor:
“SDÜ’de ve ISUBÜ'de gerçekten neler oluyor?”